Annesi 5 yaşında ki çocuğunu getirmiş
- nesi var?
- 3 gündür öksürüyoruz, midemiz bulanıyor, karnımız ağrıyor
- hepinizin mi ?
- ....
Bugün canım sıkkın galiba, hadi hayırlısı.
****************************
2 yaşındaki çocuğunu getirdi “ küm küm öksürüyor, ciğerlerini dinledim bir şey yok gerçi ama, siz de bi boğazına baksanız “ dedi.
“Nasıl yani, nasıl dinledin” dedim. “Büyük çocuktan tecrübeliyim, kulağımı sırtına dayayıp dinliyorum” dedi.
Çocuğun sırtını bende dinledim, sahiden bir şey yok. “Boğaza bakmak daha kolay onu da öğrendin mi tamamdır, bize işin düşmez" dedim.
Anne dediğin böyle olacak!
********************************
60 lı yaşlarında ki kadın hastam muayene sonrası çıkarken “iyi günler, görüşmemek üzere!” dedi. Önce şaşırdım her şey yolundaydı şimdi ne oldu ki diye. Baktım gülümsüyor, ee hep sen mi hastalarını ters köşe edeceksin dercesine.
“Hasta olmazsam görüşmeyiz doktor bey, bunda anlamayacak ne var “ dedi. Baştan anlamadım valla, alışık değiliz ne de olsa..
Hatta sonrası doktor arkadaş geldi odama, duymuş söylediğini. Gayet memnun gidiyordu ama neden görüşmemek üzere dedi ki diye sordu. Anlattım o da şaşırdı.
Biz hastanın işte böyle zeki, çevik ve esprilisini severiz Numunelik olunca şaşırsak da!
*********************************
55 yaşında ki vatandaş
Sürücü belgesini yenileyecekmiş, rapor için geldi. Gözünde gözlük var ama gözlerimde bozukluk yok diye iddia ediyor. Bunlar dinlendirici gözlük, o yüzden de 30 yıldır hiç çıkartmadan takıyorum diyor. Ey Allah’ım daha nasıl bozuk olacak gözlerin diyorum, 30 yıldır sürekli gözlük kullanıyorsun. Yok efendim bozulmasın diye devamlı takıyorum diyerek benimle akıl yarıştırıyor.
Biz hastanın zeki, çevik ve esprilisini severiz demiştim, inatçı olanları değil!
**************************
- Kanımı merak ediyorum
- herşeyi istiyorum
- Ayy çok yorgunum, kan tahlili istiyorum
- Her şeyi unutuyorum, ne varsa bakalım
- Geçen ay baktırdım kanıma, normaldi ama bu ay düştü galiba, bi daha bakalım
- Sanki gebeyim ben,tahlil istiyorum
- Kalbim daralıyor arada kanıma baktırmak istiyorum
- Gözlerim sulanıyor arada, kanımdan geliyor olmasın,bi tahlil yapalım diye geldim
- ….
Bugün bizde halk günü, pardon kan günü.. 30 dk da 17 hastanın girişini yapmışım. Kanıma baktırmak istiyorum diyenlerin aklımda kalan böyle gerekçelerini hiç sorgulamadan. Sorgulasam da işe yaramıyor, tecrübe ile sabit. Koş vatandaş koş.. kanınıza bakalım !
Bunları yazarken 18. kişi geldi, tahlil yaptırmaya geldim dedi, neden soruma "işte baktırmak istiyorum şekere mekere" dedi.. Hadi yetişin sizde, geç kalıyorsunuz bak, bizde saat 10 da bitiyor kan alma işi !
***********************************
amca polikliniğe girdi, mahcup mu mahcup. buyur, hayrola dedim. eşimin kan ilacı var ama, çok hasta gelemedi, rica etsem yazabilir misiniz dedi. ne demek öyle ise tabii ki dedim, yazdım. elini cebine attı ve kusura bakmazsanız diyerek masamın üzerine fındık ve ceviz boşalttı.. bahçemizden diyerek.. içim ısındı biraz..
arkasından 40 yaşlarında bir kadın geldi, eşim kolon kanseri, gelecek durumu yok. rica etsem ilaçlarını yazabilirsiniz dedi. raporuna baktım, durum fena. süreci anlatmaya, aslında dertleşmeye çalışıyor. eşi bir yıldır çalışamıyormuş, kendisi de ona baktığı için çalışamıyormuş. eee, nasıl geçiniyorsunuz diye sordum. da sormaz olaydım.. kadın gözlerindeki tüm ışık söndü gitti.. sanki boşlukta kayboldu...buz gibi soğudum.
kapalı kapılar ardında ne dramlar yaşanıyor ülkemde.. sessiz sedasız.
***************************
Poliklinikte hep güzel anekdotlar olduğunu düşünmüyorsunuz umarım..
Başka doktora kayıtlı hasta ilaç yazdırma talebine olumsuz yanıt alınca ki sözü..
“siz adamı katil edersiniz”
Ve az önce gelen 20 yaşlarında ki bıçkın oğlu, hakaretler, tehditler savurarak adımı alıp “göreceksiniz, sizi sürdüreceğim buradan” diyerek gitti.
Umarım ıssız bir ege kasabasına sürdürür de, kendisine minnettar olurum!
*****************************
Dünkü vukuattan sonra madem hala sürülmedim, güncel notlara devam.. Ege’ye sürülmeyi hala dört gözle bekliyorum, o ayrı..
Küçük bir çocuk ağlaması koridorumuzda yankılanmaya başladı. Çocuk ağlarken bir şeyde söylüyor ama anlayamıyorum. Kalktım yanına gittim ne oluyor diye. Çocuk papağan gibi takılmış, salya sümük ağlarken ” pis doktor” diyor, başka bir şey demiyor. Diğer dr arkadaşın kapısında muayene olmayı bekliyorlar. Kaç yaşında bu diye sordum, annesi 2 yaşında dedi..
2 yaşında ki çocuk hangi muhabbetlerden “pis doktor” demeyi öğrenir. Ne oluyoruz yahu.
****************************
Sabah gelen ilk hastamın sorusu “hocam bende süper tansiyon çıktı, oruç tutabilecekmiyim ? “
4.hastamın sorusu “doktor bey bende reflü var, oruç tutabilirmiyim ?”
Oruç doktorluğu sezonu açılmıştır. Dur bakalım daha ne sorular gelecek. Bunun daha gizli şekeri var, sinir damarlarının kuruması var !
Tüm doktor arkadaşlarımın, geç kalmadan, dini bilgilerini gözden geçirmelerini tavsiye ederim.
************************************
20 yaşında üniversite öğrencisi.
Bademcikleri şişmiş. Bu da oturmuş bademciklerinin (biz tonsiller deriz ama) üzerindeki beyaz kriptleri kürdan ile tek tek temizlemiş. Sonrada şiş olan bademcikler insin diye, kürdanı birkaç yerden batırmış. Kanamalı garip bir bademcik ile geldi
Tövbe yarabbim.. Allah akıl fikir versin. Böyle bir şeyi ömrü hayatında kaç doktor görmüştür.. Hadi gel de yazma.
***************************
Günün Sorusu
Burun spreyi kullanmasını önereceğim hastam, orucumu bozar, olmaz dedi. Burnuna sıkarsın, ağzına gelirse tükürsün dedim ama olmaz, burundan da olsa içeriye giriyor, orucu bozar dedi..
Ben ki bu işleri biraz bilirim ama, hastam çok emin konuştu.. Ne dersiniz ??
******************************
Yine bir soru
Staj için bir iş yerine giden öğrenci, gece sahura kalkınca, sabah uyuyakalmış. Dolayısı ile işe gidememiş. Öğretmeni akıl vermiş, babası da elinden tutmuş gelmiş: Çocuğuma rapor verin de stajı yanmasın.
Peki dedim, bu benim hasta olmayan çocuğunuza yalan rapor vermem anlamına gelmiyor mu ? .. Eee, işte aslında öyle dedi…Peki, madem oruçta tutuyor bu yalan, günah sayılmaz mı.. Eee.. aslında öyle.. Peki bu günah kime yazılacak.. Eee, kem küm..
Sizce kime yazılacak ?..
*********************
Kendileri öğretmen, hatta okulda yönetici imiş.. “Bayramda trafik kalabalık oluyor ya, Perşembe sabahı gelsem, bana 2 gün rapor vermek istermisiniz? ” diye sordu. Önce yanlış anladım sandım, “ben mi vermek istermiyim “ diye teyit etmek için sorunca “evet“ dedi. Şaka herhalde diye baktım, yoo gayet ciddi.” neden vermek isteyeyim ki, vermek istemem tabii ki” dedim. ..
“Mübarek günün hatırına da mı vermek istemezsiniz” dedi.. Sabah sabah çattık dedim içimden. “Bende mübarek günün yalan raporla ilgili bir hatırı yok” dedim. Ben Perşembe sabahı tekrar geleceğim, belki o zamana yumuşarsınız deyip, gitti.
Bende merek ediyorum, bakalım yumuşayacak mıyım?
*****************************
Emekli olunca sakalı göğsüne değecek kadar uzatmış hemşehrim geldi.
Trabzon’a gitmiş, yaylaları filan dolaşmış. “Doktor bey biliyormusun Allah’ıma şükürler olsun ki Allah beni bir günahtan kurtarmış, yeni fark ettim” dedi. Hayırdır, ne oldu ki diye sordum. “Eskiden kemençe sesi duyunca içim kıpraşıyordu, hoşuma gidiyordu, artık kıpraşmadığını fark ettim” dedi.
Yaşlanmışsın, için geçmiş senin, dalga geçme benimle, ne söylüyorsun öyle filan dedim ama baktım amcam ciddi. “Dinimizde tef hariç bütün çalgılar günah, günahtan hoşlanmakta günah” dedi..
Ben sustum .Artık bundan ötesi beni aşıyor..
**********************************
2 gün önce evde otururken, arka arkaya hastalardan telefonlar geldi. Bizimkilerde ne bu tatilde hastalık muhabbeti filan deyince, “emekli olunca ilk işim telefon numarasını değiştirmek olacak” demiştim..
Sabah gelen hiç alakası olmayan bir hasta “hocam size çok güveniyorum, emekli filan olup giderseniz, ne olur telefon numaranızı bana verin, siz nerede olsanız ararım” dedi.. Bende jeton anında düştü, ne oluyoruz yahu diyerek..
Yerin kulağı olduğuna artık inanıyorum ! İki kişinin bildiğinin sır olmadığına olduğu gibi. Sizde inanın bence.
************************************
Vatandaş odaya girdi
“belim ağrıyor ,muayene olmak istiyorum” dedi.
Baktım benim hastam değil “kendi doktoruna gitmen lazım" deyince, ”şimdi burada ölsem, kalsam kim hesap verecek” dedi.
Anlamazdan gelerek
” o işleri pek bilmem ama, ölünce herkes kendi hesabını kendi verecek diyorlar” dedim.
Öylece bakakaldı, sanırım yanlış kapıya geldik diye geçti içinden. Hiç bir şey söylemeden çıktı gitti.
Demagojiye demagoji, ben ne yapayım ))
**********************************
Doktor bey, ben tiroit hastasıyım, tiroit hormonlarımı yakından takip ediyorum, tekrar tahlil yaptırabilir miyim dedi..
Geçmiş olsun dedim, en son ne zaman baktırmıştınız, diye sordum..
4 yıl önce demez mi.
Ne bilinçli bir milletiz, gözlerim yaşarıyor!
***********************
Kapıyı açınca buyur anacığım dedim. Görüntü olarak 60’dan fazla görünüyordu.. Ama bilgisayardan adına bakınca 46 yaşında olduğunu görünce şaşırdım.
Yahu ne olmuş sana böyle, nine gibi olmuşsun. Bu yaşta bu kadar çökülür mü dedim. Bana ne ise..
Kadının öyle bir bakışı oldu ki, tarif edemem. Aaah ah doktor bey, benimki gibi sinirli, huysuz kocası olan yaşayamaz bile, ben yine iyi dayanıyorum dedi.
Peki, şiddet, dayak falan da var mı dedim.
Kadının bakışındaki mahzunluk, derinlik daha da tarif edilmez bir hal aldı. Muhtemelen şimdi doktora söylersem kocamı şikayet etmiş olurum, başım daha da belaya girer mi acaba diye düşündü ama, olmaz mı doktor bey, aklınıza ne gelirse var demez mi?.
Sabah sabah içim daraldı. Bu ülkede kapalı kapılar arkasında ne dramlar yaşanıyor. Medeniyet kim biz kim.
******************************
Normalde “Bide” tuvaletteki taharet musluğu yeri gibi bir şeydir. Pek çok kişi tuvalet ile karıştırmakta, ne işe yaradığını çözmekte zorlanmaktadır.
Ben hekimler için başka bir “Bide”den bahsedeceğim. Artık duymak istemediğimiz, duyunca içimizden “öööff yaa, yine mi” dediğimiz “Bide”..
Hastanın muayenesini bitirirsin,oturup bilgisayardan reçetesini çıkartıp verirsin.. Tam o an “bide” zamanıdır. Hocam bide kulağım çok ağrıyordu,ona da bir baksanız.. Hocam bide ayağımda mantar var,ona da baksanız..Hocam bide…
Hastanın ilaçlarını yazıp,bilgisayardan şifreyi alı, uzatırsınız.. İşte o an yine “Bide” zamanıdır.. Hocam bide majestik ekleyebilirmisiniz.. Hocam bide parol eklerminiz. Hocam bide.. ))
*****************************
2 gündür işyerinde sabahları sular donmuştu. Dün akşam saatin oradaki borular patladı, yaptırdık filan. Ama yeni tip sayaçlar, suda basınç düşerse, kilitleniyormuş. Neyse sayaç firmasını aradık, biraz önce resetlemeye geldiler..
Buraya kadar her şey olağan hayatın akışına uygun. Sayaç firmasının elemanını binanın arkasında ki sayacın olduğu yere gittiğini görünce, bende gidip bakayım ne yapıyor dedim. Keşke gitmez olaydım, neyime lazım,neye bakacaksam..
Baktım adam resmen bizim sayacın olduğu yere işiyor. Beni görünce bir panik, ne yapacağını şaşırdı. Çişin yarıda tutulmasının gazabını bilmeyen yoktur :). İlk şaşkınlığımı atınca geri döndüm ama, çiş işten geçti..
Dedim ya ufaktan herkes sıyırdı, yalnız değiliz.
*********************************
70 yaşında ki amca, elindeki tansiyon ilacını gösterdi
-bu ilacı içersen daha fazla hasta olursun, dediler…öyle mi?
-yooo olur mu öyle şey tam tersine tansiyonun yükselir, sıkıntı olur. Kim söyledi onu ?
-gavurda ki gavur doktorlar
-o ne demek öyle?
-yahu ben Bulgar göçmeniyim, senenin yarısını Bulgar’da geçiriyorum . Bulgar’dakiler gavur olmuyor mu?
-artık öyle şeyler söylemiyoruz. Bence sende söyleme. Bak senenin yarısını bile orada yaşıyormuşsun.
-doktor ilaç yazıyor. kutuda 30 tane olması lazım, eczaneye gidiyorsun içinden 10 tanesi alınmış. çalınmış yani. çalıp onları bile satıyorlar. Gavur değil de ne onlar.
Sonrasında konu onların Avrupa Birliğine bile girdiğine, demek ki bizden ileri olduklarını söylemem ile değişik mecralara doğru kaydı. Söylemez olaydım. Amca beni esir aldı resmen. Meğer biz Türkler ne kadar akıllı, gelişmiş, insani ve dindar milletmişiz de benim haberim yokmuş. Güne fena gaz ile başladım. Eeeey Avrupa, siz de kim oluyorsunuz :)
****************************************
60’lı yaşlarında kadın hastam geldi.
Çoktandır görünmüyorsun, nerelerdesin diye sordum. Damadın tayini Sarıkamış'a çıktı. Torunlara bakmak için 5 aydır onların yanındayım dedi. Nasıl oralar dedim. Valla doktor bey aldığım nefesi içerimde hissediyorum. Ben öyle yerler olduğunu bilmiyordum, buralarda çürümüşüz de haberim yokmuş dedi. Tansiyon ilacı kullanmayı bıraktım. Tiroidim de baya bir düzeldi, bu gidişle o ilaçları da keserim herhalde dedi. 10 gün sonra tekrar gideceğim ama beyimle kavga ediyoruz artık, zaten emekli, ne işimiz var burada, taşınalım oraya diyorum dedi.
Damat ne iş yapıyor orada diye sordum, kısık sesle komiseeer dedi, gizli bilgi verir gibi. Bana ısrarla ne olur, gelin misafirimiz olun, bi görün oraları diye de epey ısrar etti. İnşallah, kısmet falan deyip geçiştirdim.
Sarıkamış’ı bilmez olur muyum, benim orada yakın akrabalarım bile var demedim. Başıma iş çıkarmasın dedim ama teyze o kadar iştahlı anlatınca, artık Kars ve Sarıkamış’takilerden davet bekliyorum. Ona göre :)
*****************************************
Günün 2 ayrı öğretmen hikayesi..
İlki çoktan emekli olmuş,65 yaşındaki öğretmen. Eşi ile geldiler. Eşinde gut çıkmış, ilaçlarını yazdıracak ama hocam susmak bilmiyor. Yüksek sesle,anlatıyor da anlatıyor. Bir ara bu hanım çok konuşuyor doktor bey demesin mi. Kendimi tutamadım, attım kahkahayı. Hocam insaf ya, 10 dakikadır non-stop konuşuyorsun, kadıncağız daha tek kelime etmedi dedim. O da farkına vardı, he valla sorun bende mi yoksa dedi.
İkincisi 30 lu yaşlarda kadın hasta. Kulağım çok ağrıyor, soğan suyu damlattım ama geçmedi, bakabilir misiniz dedi. Bakmak için kalkarken, bari biraz da sirke damlatsaydınız dedim. Sonrasında ne iş yapıyorsunuz diye sordum. Öğretmenim demez mi. Sormaz olaydım!
*************************
Teyzem buyur, şikayetin nedir?
- Ah doktor bey, hangi şikayetimi anlatayım, nereden başlasam bilmiyorum ki?
- Sen bi başla bakalım
- Bizim ev belediyenin karşısında idi. Dönüştürme mi ne dediler evimizi yıktılar. Biz de Güzelyalı da kötü bir eve taşındık. Kaç ay oldu hala telefon bağlamadılar. Telefon olmayınca da internette olmuyormuş. Evde torunlar bizimle kavga edip duruyorlar. Zaten evin mutfak dolapları da….
- Teyze buraya gelme şikayetin ne? Onu anlat bana, evden şikayetini değil.
- Doktor bey, şikayetini anlat dedin ,anlatıyorum işte. Yoksa tansiyon ilacımı yazdırıp gidecektim.
-………
****************************
84 yaşında teyze polikliniğe geldi.
-anacığım buyur, nasılsın, neyin var ?
-iyi değilim yavrum
-neden ki?
-3 yıldır emekli maaşımı alamıyorum ki
-…
-----------------------------------------------------
-doktor bey sürücü belgesi için rapor alacaktım
-fotoğraf getirdin değil mi?
-hayır, nereden getireceğim ?
-……..
------------------------------------------------------
Öğretmen olan hanım içeriye girdi
-doktor bey, şu ilaçlarımı yazdıracağım, bir de 3 gün rapor alacağım
-3 kiloda pirinç falan istermisiniz ?
-…..
__________________________________
günün poliklinik diyaloglarından.. ciddiye almayınca bu işten keyif alınıyor aslında